Ermenek Team
 


ERMENEK VE ÇEVRESİNDE TARİHİ YERLER:

Firan Kalesi (Ermenek Kalesi): Ermenek Kalesi olarak da anılan kale kartal yuvası benzetmesine uygun bir şekilde tamamen kayaların tabi oluşumu ile meydana gelmiştir. Oldukça dik ve sarp bir kaledir. Şehre hakim bir mevkidedir.
Amasyalı Trabon bu kaledeki mağaraları Zağfiran mağaraları olarak nitelendirdiğinden, kale Firan adıyla anıla  gelmiştir.
Evliye çelebi, seyahatnamesinde kale hakkında “Göklere ser çekmiş kırmızı bir dağın ortasında Tanrı kudreti ile yapılmış bir Kaledir. Ben karada ve denizde 32 yılda 18 padişahlık yer gezdim böyle bir kale görmedim. Mutlaka gezilmeli görülmelidir. Bu kale Tanrının kudret eliyle yapılmıştır. Hendeği ve kuleleri yoktur zaten bunlara ihtiyaç da yoktur. Kale eşsizdir Yalnız şarka bakan küçük bir kapısı vardır. Bu kapıya dahi 140 kademe ağaç merdivenle çıkılır bir yanı ağaç korkuluktur. Kalenin içinde 40-50 kadar kargir ev vardır. İçinde bir can vardır. Kayalardan ab-ı hayat gibi bir su çıkar, aşağıya akar. Velhasıl övmekle insanın aciz kalacağı emsalsiz bir kaledir. Kalenin dizdarı ve 18 neferi vardır .”demektedir. Alınması gerçekten zor savunulması kolay olan Firan Kalesi surlarıyla hala ayakta.
  
Mennan Kalesi : Mennan sığınılan sığınılacak yer anlamındadır. Mennan kalesi bu tarife uyabilecek en doğru yerdedir. Kale Ermenek Mut, Gülnar yolu üzerinde Ermenek ve Erik çaylarının birleştiği yere yakın olan bir dağın üzerine kurulu tabi bir kaledir. Alınması bir hayli zor savunulması kolay bir kale, olarak tarihteki yerini hakederek almış olan Mennan top menzili dışında olma özelliği ile birçok kavme ve orduya sığınaklık ve barınaklık yapmıştır.
 
Mennan Kalesi Hititler , Lidyalılar, Asurlar ve Persler zamanını görmüş daha sonra Selevkos, Roma , izans ve Araplar en sonra da Selçuklu Karamanoğulları ve Osmanlı devirlerini yaşamıştır. Harçlı seferlerinin üçüncüsünde harçlılar Mennana sığınarak Selçuklu akınlarından kurtulmaya çalışmışlardır. Karamanoğulları Kaleyi tamir etmişlerdir. Kalede halen depolar sarnışlar ve bina kalıntıları bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet Devrinde Karamanoğulları Pir Ahmed Bey, Osmanlılarla yaptığı savaşı kaybederek Mennan Kalesine sığınmış ancak onu adım adım takip eden Osmanlı sadrazamı Gedik Ahmed Paşa, Mennan kalesi önlerine toplar getirterek kaleyi yerle bir ettirmiştir. Mennan kalesi, bugün bile heybetinden bir şey kaybetmemiş halde o eski asırları arar gibidir. Issızlığını tarihine taşlarına ve yıkık surlarının şahit olduğu hazin bekleyişini sürdürerek kimbilir daha ne kadar sürdürecek Mennan Kalesi.
 
 
CAMİLERİMİZ:  
Meydan camii (Rüstem Paşa Camii-Emir Camii): İlçe merkezinde meydan mahallesindedir. Minaresi ve mihrabı taştandır. Kubbe ’ye çapraz tonazla örtülüdür.
Sipas Camii: Farsça da Hamd, Sena, şükür anlamına gelen, Sipas camii, Karamanoğlu Bedrettin Mahmut Bey oğlu Ebulfeth Alaaddin Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Cümle kapısı üzerinde üç ayrı kitabesi bulunmaktadır. Mihrabı orijinal olup, sanat değeri yüksektir. Taş işleme sanatının güzel bir örneğidir. Minberi ahşap ve basittir. Minaresi 225x225 cm kaidelidir.Devrinin başarılı bir eseri olan minaresi, ne yazıkki günümüze kadar gelmemiştir. Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgimiz yoktur. Vakıflar tarafından 1972 yılında yıktırılarak bugünkü iki katlı durumuna getirilmiştir. Camii avlusuna girişteki Çınar ağacı, Eski Sipas camii’yi görebilen, onunla yaşayan bir ulu Çınardır. Çınar’ın hemen dibindeki su, belki de Çınardan da eskidir. Buz gibi serin suyu, yazın dahi eksilmez. Çınarlısu diye de adlandırılan bu su Ermenek sevdalıları için ab-ı hayat gibidir. Çınarlısu’dan içmek, onunla abdest almak gönülden şükredenler için bir hamd,bir şans, bir şükürdür. İşte onun içinder ki Sipas camii, bir şükür kapısıdır Ermenekliye minare, aslınauygun olarak restore edilmiştir. Sipas camii’nin yazlık kısmına alt ağaç oyma tarihi kapısı, ağaç işlemeciliğinin bir şaheseridir. Bugün için An cadde üzerinde olan camii’ye Karamanoğlu Halil bey önemli gelirleri olan zakfiyeler bağlamıştır.
Ulu Camii: Ermenek’de mevcut camilerin en büyüğü olup, ceviz ağacından işlenmiş kapı kanadı üzerindeki kitabesine göre Karamanoğlları devri eseridir Hicri 702. Miladi 1302 tarihinde Kerümüddin Karaman Bey oğlu Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. Ancak Mahmut Bey’in ölümünden sonra aslında bu camii oğlu Halil Bey tarafından tamamlandığı muhakkaktır. M.1710 da Şeyh Seyyid Hacı Abdilvehhab Efendi tarafından tamir ettirilmiş, ağaç sutunların taşıdığı kirişler üzerine oturtulmuş toprak damlı bir yapıdır. Mihrabı güzel oyma taştandır. Camii’nin bir çok yerlerinde kitabesi vardır. Örneğin minberin kapısının üstündeki hadis’i şerif’in anlamı şudur. “Mümin mescid’de sudaki balık gibidir. Münafık’da kafesteki kuş gibidir.”Camiinin yazlık bölümünde dahil olmak üzere boyu 39, eni 18 mt.birbirine paralel sıra halinde altışar fil ayağı ile onların üzerine yerleştirilmiş 14 kemerin taşıdığı bir binadır. Ahşap olan kadınlar mahfili yüksek, geniş ve ferah bir mekandır. Camii içinden çıkılan iki merdivenle inilip, çıkılmaktadır.
Ağaç oyma süslemeleriyle göz alıcı ve hayranlık uyandırmıştır. Cümle kapısı ağaç işleme ve süsleme sanatının bir şaheseridir. İki kanatlı olan kapı ceviz ağacından yapılmıştır. Son cemaat yeri M.1543 yılında İshak Bey oğlu Hacı Seydi Ali tarafından yaptırılmıştır.Sofa ve yazlık bölümde denilen bu kısımda kemer ortasında dairesel bir madalyon şekli dikkatleri çeker.
Akcamescit Camii: Ermenek’teki en eski Karamanoğulları eseridir. M.1300 yılında Karamanoğulları soyundan Hacı Ferruh tarafından yaptırılmıştır. Oldukça mütevazi bir eser olarak dikkatimizi çeker. Ahşap minarelidir. Minarenin tarihi ve mimari açıdan bir değeri yoktur. Mescit, giriş esas bölüm ve yazlık olmak üzere üç bölümdür. Gerçek bir sanat şaheri olan ağaç oyma iki kapısı, Akçamescit ’in adını yüzyıllardan beri nesilden, nesile duyurmuştur. Günümüze kadar gelebilen bu kapılar ilgi ve alakayı halen üzerinde toplamaktadır. Kapılar aynı sanatkar elinden çıkmış, eşine az rastlanan paha biçilemeyen sanat eserleri olarak zihinlerde ve gönüllerde ki yerlerini çoktan almışlardır.
   
 
TOL MEDRESE (MUSABEY MEDRESESİ): Tol medrese şehir merkezindedir. Karamanoğulları devrinin ilk büyük eserlerindendir. H.740 miladi 1339-1340 tarihinde yapıldığı anlaşılan Ermenek’teki Tol Medrese Emir Musa tarafından yaptırılmıştır. Emir Musa 1339 ve 1340 tarihinde Karamanoğulları Sultanı değildi. Ermenek Valisi idi. Kitabesinin anlamı “Bu mübarek medreseyi 740 yılında, gazi, ibadet eden, bilgin ve büyük emir Karamanoğlu Mahmutoğlu din ve dünyanın zineti (Baha-Üddin) Musa yaptırdı.” Medrese H.1120, Miladi 1611 yılında Şahin isminde birisi tamir ettirmiş. Tamiratlar değişik zamanda sürmüştür. Medrese enkazları arasında bulunan bir taşta Farsça yazılıdır. Türkçe anlamı ,”Bu dünya’dan ne cihanlar gelip geçti. Nice Başbuğların köşkü ve tahtı dünyada kaldı. Bu dünya sadece Allah’tır. “ Vakfiyerin’den anlaşıldığına göre: Tolmedrese İçel’de (Mut-Anamur-Silifke) ve hatta Karaman’da tanınmış büyük bir eğitim ve öğretim kurumudur. Bu öneminden dolayı İçel’den çok Vakıflar vardır. Burada dini bilimler yanında pozitif bilimlerden matematik ve astronomide okutulmuştur. Karamanoğulları ile Osmanlılar arasındaki olumsuz ilişkiler sırasında Tol Medrese müderislerinden Türk bilgini Molla Vali’nin elçilik görevinde bulunduğu sanılmaktadır.
 
GÖRMEL KÖPRÜSÜ (ALA KÖPRÜ): Köprü Ermenek’in 18 km uzağında Göksu üzerindedir. İlçemizi karşıyaka köylerine, Anamur ve Gülnar’a bağlar. Köprünün kitabesinde (Sultan-ı Azam emniyetle geçinmek üzere bu köprünün yapılmasını emretti. O Sultan-ı Azam ki alemi de Allah’ın gölgesidir. Dünya ve din üzerinde feth babasıdır. Bu kimdir derseniz; Karamanoğullarından Mahmut Bey oğlu Halil Bey’dir. Alemi islamda daim kılsın; sene Hicri 706 –Miladi 1305. Mimari Aciz kul Yusuf oğlu Süleyman denmektedir. Büyük Türk Alimi Ermenek’li Saffet hoca bu köprüye verilen Ala adını “Çok Yüce ,çok büyük” anlamına gelen arapçada “ala” kelimesinden yumuşatıldığını söylerdi. Bu köprünün yapılışı ile ilgili uzun bir efsaneside vardır. Köprüyü yapan çıkar ustasına bir köprü yaptım Gezmelideğil, görmeli demiş. Görmel köprüsü adı da efsaneden beri süre gelmektedir.
 
MARASPOLİ (MARASPULLA) MAĞARASI: Maraspoli mağarası dünyanın en büyük mağaralarından ve yeraltı derelerinden biridir. Bu mağara ilçe merkezindedir. Ermeneğin sayısız pınarlarının besleyen suların bu yeraltı deresinden geldiği Dr. Jeolog Temuçin Aygen ve arkadaşlarının incelemelerinden anlaşılmıştır. Son 1990 yılında yapılan incelemelere göre mağaranın yaklaşık 1500 mt. Lik su yolu kesimi haritalanmıştır Ve planı çıkartılmıştır. Ayrıca buradan alınan sudan hidroelektrik santrali kurulmuştur. Hatta bu santral ile Ermenek Türkiye’de elektriğe kavuşan 3. İlçe olma ünvanını kazanmıştır.
 
BÜKLÜ BABA SULTAN ZİYARETİ: Bu notlar Evliya Çelebi’den alınarak yazıldı. “Büklü baba Karamanoğullarından’dır. Tacını, tahtını, bahtını terk etmiş av avlarken Hızır Hazretlerine rast gelmiş. Hızır’ın tavsiyelerine uyarak bu yerde 70 yıl kadar yaşamıştır. Kabri bu yörede ziyaret edilir. Işıkla dolu mezarının yanında yerde bir çamur kaynayarak çıkar. Bu çamur frengiye, tuzlu balgama, temriyeye, deri hastalıklarına iyi geldiği söylenir
 
BALKUSAN’DA (BAĞBELEN) KARAMAN BEY VE OĞLU MAHMUT BEYLERİN TÜRBESİ İLE KARAMAN BEY İMARETİ: Balkusan köyü, Ermeneğe 25 km. Uzaklıkta bir köydür. Bu köy adını Uygur Türkleri’nin Orta Asya’daki başkentleri olan Balgasan’dan alınmıştır. Ancak söyleniş kolaylığı nedeniyle Balkusan olarak değişikliğe uğramıştır. Selçuklular Ermenek taraflarının fethederken Bulgasan yörelerine Karamanoğulları olmadığını yerleştirmişlerdir. Türbenin karaman Bey’in oğullarından Mahmut Bey tarafından inşa edildiğini sanıyoruz. Türbenin kitabesinde “Bu mübarek mamureyi Keykavuz oğlu büyük sultan Mesut’un hükümdarlığı günlerinde Allah memleketini daim etsin-Ulu Tanrının rahmetine muhtaç Nuruh oğlu Keri-üddin Karaman yapıtı” der. Karaman bey, buraya içine türbeyi de alan camii ve belki de Medreseden oluşan bir mamure yaptırmıştı. Şimdi türbenin önündeki avlu duvarında kullanılan muazzam ve ağır kitabeli parçalar, üzerinde çeşitli oyma, kazma kitabeler bulunan taşlar bize bunu gösteriyor. Türbede iki sıra halinde beş yekpare taş saduka vardır. Karamanoğlu Ahmet beye ait Türbe bugün köylüler arasında birçok dileklerin kabul edildiği manevi bir ziyaret yeridir.
 
İKİZİN ETİ TAPINAĞI: Güneyyurt (Gargara) Kasabası Ermenek ilçesine bağlıdır. Burada İkizin Eti Tapınağı bulunmaktadır. Tapınakta iki in, arslan, öküz, (boğa), yılan bir de seçilemeyen başka bir hayvan anıtı görülmektedir. Gerek arslan, ve gerekse boğa veya öküz bulundukları çevredeki insanlara su gibi sağlık veren bir maddeyi sunmakla gösteriliyorlar. Gerçekten Güneyyurt Kasabasındaki İkin Eti Anıdında saptanan 4 tane hayvan bugün söylediğimiz arslan, boğa, veya öküz, yılan adlarının söylenip gelen insanlığın arasında ne kadar büyük ve önemle yaşayıp geldiği görülmektedir.
 
ERMENEK’TE YAYLALAR: Balkusan, Altıntaş, Kamış ve Tekeçatı yaylaları özellikle Balkusan yaylasında arıcılık yapılır. Balları meşhurdur. Buralarda çok çalba otu olur. Bu ottan elde edilen ballar Taşeli Yaylası’nın en beyaz, en nefis ballarıdır. Balkusan başta olmak üzere bu yaylalarda yapılan kaşar peyniri de çok nefistir. Özellikle Tekeçatı’nda ağaçların kuturları pek fazladır. Burası oldukça sulak ve çayırlıktır. Burada sığır ve at beslenir. Ermeneğin mesire yeri olarak ta en çok değerlendirildiği yerlerindendir. Tekeçatı Balkusan deresinin güneye devamı üzerinde ve eski Ermenek-Mut-Karaman yolu kavşağındaki derin vadiye Tekeçatı denir.
 
ERMENEK AKARSULARI VE DERELERİ: Taşeli platosunu yararak gelen göksu Akdeniz Bölgesinin en önemli akarsularındandır. Toroslardaki Haydar ve Geyik dağlarından kaynaklarını alan güneydeki kol Ermenek suyu adını alır. Haydar dağlarından doğan Hadim Göksuyu ise Kuzeydeki kolu oluşturur. Bu iki büyük kol Mut İlçesi güneyinde birleşerek asıl göksuyu oluştururlar.Ermenek Göksu’yu Gökdere ile Küçüksuyun Sarıtaş bıçağı mevkiinde birleşmesinden itibaren başlayan kısım ve Hadim Göksu’yunun Mut’tan Suçatı yöresine kadar olan bölümüne Ermenek Göksu’yu denir. Ermenek Göksu’yu üzerinde gezende baraj göleti oluşturulmuş olan bir de Görmel Barajı etüdleri sürdürülmekte, ayrıca bu nehirden balık üretilmektedir. Bu nehire ulaşan derelerde harikadır. Nadire çayı, Zeyve çayı gibi. Ermenek Göksu’yu üzerinde gezende baraj göleti oluşturulmuş olan bir de Görmel Barajı etüdleri sürdürülmekte, ayrıca bu nehirden balık üretilmektedir. Bu nehire ulaşan derelerde harikadır. Nadire çayı, Zeyve çayı gibi.
 

Büyük dağa kar yağmadıkça küçük dağa sıra gelmez.
Ata Sözü
Gilendi Hanından çıktım Yelliye
Gocasu da ırast geldim Güllüye
Bir laf attım ulaşmadı Zilliye
Oturup orada kalasım geldi

Taa Mutlardan Kösereli Yörüğü
Kamışlıda yetiştirmiş Eriği
Omuzunda Darabulus Sarığı
Aynısından bende alasıım geldi

Tolbunar Suyundan sulanır Tosun
Kabalak Taşında Kınalı Yosun
Tanıdım nazlı yar işte sen osun
İşte şimdi burda gülesim geldi

Bozeşşek üstünde gittim bayağı
Alışmışta Gıra çeker Ayağı
Hacasan Gırında Nohut Goyağı
Oturup El ile yolasım geldi

Laedri
 
Bugün 21 odwiedzający (54 wejścia) kişi burdaydı!
=> Chcesz darmową stronę ? Kliknij tutaj! <=
Ulaşım adresimiz : troopsturk@hotmail.com